Tarihi Miras'ın Geleceği Tartışılıyor

Haber Tarihi : 19.06.2012 14:08:05 Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Güney Ege Linyit İşletmesi (GELİ) Müessese Müdürlüğü tarafından Yatağan Termik Santrali’nin kömür ihtiyacının karşılanması amacıyla kamulaştırılan Yelişbağcılar beldesinin yeni yerleşim birimine taşınma işlemi tamamlandı.
A +   A -

Beldede GELİ tarafından bir tarafta kömür çıkarma çalışmaları sürürken, binaların yıkım çalışmaları da devam ediyor. Belde yerleşim birimi altında kömür rezervi bulunması nedeniyle 1980’li yıllarda başlayan kamulaştırma çalışmaları 2007 yılında tamamlandı. Bin 750 nüfuslu beldede yaşayan vatandaşlar için Dağdibi mevkiinde TOKİ tarafından 64'ü iki katlı, 112 metrekarelik, 63'ü ise tek katlı, 95 metrekarelik olmak üzere toplam 127 konut yapıldı. TOKİ’den konut aymayan vatandaşlar ise yeni yerleşim birimine taşındı.

“TARİH HARİTADAN SİLİNİYOR”

Muğla Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz, bir süredir beldenin eteklerinden kömür çıkarma çalışmaları sürerken, beldenin yavaş yavaş zeminin kaydığını söyledi.

Prof. Açıkgöz, “Yetkililer, kömür ile ilgili olarak karar almışlar. Bu onların işi. Fakat Yeşilbağcılar’da mesele sadece kömür çıkarmak değildir. Bu belde boşaltılmıştır. Bu boşaltma yapılırken, en az 500 yıllık bir tarih de yok edilmektedir. Bu köy haritadan silindiği zaman, Kanuni’nin bu belde ile olan hikâyesi de hafızalardan silinecektir. “Kanlı Kuyu” efsanesi unutulacaktır. Yani, sadece belde değil, Kanuni de yok olacaktır, Kanlı Kuyu efsanesi de. Bir de, beldede 1908 yılında yapılmış bir cami de vardır; bu cami de yok olacaktır. Caminin yanında sekizgen bir türbe vardır. Bu türbe, Beylikler dönemini yansıtan önemli bir kültür mirasıdır. İçindeki kabirlerle ve mimari özelliğiyle, Yeşilbağcılar’ın kimliği durumunda olan bir eser yok olacaktır” dedi.

“BELDENİN TAPU SENEDİ YOK OLUYOR”

Yeşilbağcılar beldesinde bulunan cami ve türbe civarındaki özgün Osmanlı Kavuklu 8 tane mezar taşının da yok olacağını ileri süren Açıkgöz, “Bu kavuklu mezar taşları, vaktiyle bu yörede yaşayan âlimlere, şeyhlere ve kadılara aittir. Benzerleri İstanbul kabristanlarında da vardır ve sanat tarihi açısından bunlar çok önemlidir. Türbedeki Hatice Hanım’a ait mezar yok olacaktır. Kömür çıkarmak için seferber olan yetkililer, maalesef kültürel değerleri kurtarmayı akılarına bile getirmemişlerdir. Gibyeliler Derneği, beldenin kültürel değerlerinin kurtarılması için Özel İdare’ye bir proje verdi, ama maalesef kabul edilmedi. Şimdi kendi imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Yeşilbağcılar’da yok olan sadece bir yerleşim yeri değildir. Orada en az 500 yıllık bir tarih, bir yaşanmışlık yok olmaktadır. Yöredeki pagan kültürü kalıntıları için milyarları harcayıp yerin altından eser çıkarmaya çalışanlar, yerin üstündeki Osmanlı eserlerine maalesef sahip çıkmıyorlar. Oradaki bir mezar taşında, Hicri 1009 senesi, miladi 1600 senesi yazıyor. Yani, Beldenin nüfus kâğıdı, tapu belgesi olarak duruyor o taş 400 yıldır. Bu taş yok olup gidecek; dolayısıyla beldenin nüfus kâğıdı ve tapu senedi yok olacak. Kubbesiyle, külhanıyla, ılıklığıyla, damlalıklarıyla orijinal bir Osmanlı hamamı var. Bu da yıkılıp gidecek. Lagina ve Stratonikeia’daki kalıntılar öz evlat da, Yeşilbağcılar’daki Türk-İslam eserleri üvey evlat mı? İlgili merciler derhal olaya el koymalı ve Cami, Türbe, türbe civarındaki mezar taşları, hamam, özgün hâliyle, belde halkının taşındığı alana taşınmalıdır” dedi.


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !